Kendrick Lamar, son dönemin öne çıkan yeteneklerinden ve aynı zamanda kuzeni olan Baby Keem ile i-D dergisinin 40. yıldönümü şerefine çıkan sayısı için bir röportaj gerçekleştirdi.

Bu güzel röportajı sizler için Türkçe’ye çevirmek istedim. Keyifli okumalar!

 

Kendrick Lamar: Müziğe olan sevgini ne zaman keşfettin?

Baby Keem: Her zaman müziği severek büyüdüm ama hiçbir zaman bilinçli şekilde araştırarak olmuyordu, ta ki 9-10 yaşlarımda bir bilgisayara sahip olup rahatça internete erişim sağlayana kadar. Bu da 2009-2010 yıllarına denk geliyor. Kanye’yi, Eminem’i, Rihanna’yı sevdiğimi hatırlıyorum.

da block

Dostum, ben de o zamanlar iyiydim! (gülüşmeler)

2010’un sonuna kadar senden haberim yoktu. 13 yaşıma kadar müzik yapmak istediğime emin değildim. Zaten sonra da “Tamam, yapacağım!” şeklinde olmadı. Herkes deniyordu bu yüzden ben de denemek istedim. Bundan sonra da bütün olayım sesimin biraz daha gelişmesini beklemekti çünkü küçük bir çocuktum.

Yani nasıl gelişti her şey? Kendi mikrofonunu alıp kendine bir düzen mi kurdun?

Gerçekten başladığımda 13 yaşındaydım ve bilgisayarımda Apple studio gibi bir şey vardı. 15 yaşımda da büyükannemden 300 dolar borç alıp kendime Craigslist’ten ekipman aldım. Mikrofonu 50 dolara aldım. B*k gibi bir şeydi ama iş gördü. Ben de o şekilde öğrenmeye başladım, yolumu buldum.13 yaşında başlamış olmak ne demek farkındasın değil mi? Mesela ben 16 yaşımda kayıt almaya başlamıştım. Sen benden bile erken başlamışsın. Bu konuda senden büyük insanların bile erişemediği bir avantaja erişmişsin. 20’li yaşlarında ilk kez stüdyoya girenler var. Yani onların yetişmek için uğraşması gerekiyor.

Derme çatma bir düzende çok uzun süre odamdaydım. Sadece hangi mikrofonları sevdiğimi öğreniyordum ve artık mikrofonlara karşı inatçı olmayı bırakmam gerektiğini biliyorum. Bir yıl önce sesim farklıyken denediysem, şimdi tekrar denemeliyim. Belli ki gelişiyorum. Die For My Bitch gibi projeler odamın iyi olduğunun kanıtı gibi. Ama odam başka biri için bir stüdyo gibi görünmüyor, değil mi?

Aslında işinin underground olmasını sağlayan da tam olarak bu. Sana söylemem lazım, o hisleri yeniden hissetmek çok zor. İstediğin kadar yakın ol, odanda veya kendi mekanında olmak çok farklı. Senin görevin bu b*ku daha iyi hâle getirmek. Vee, sen 13-14 yaşlarındayken yeniden bir araya geldik.

O dönemler hâlâ neyi sevdiğimi arıyordum, anlamaya çalışıyordum. Bu nedenle yaptığım işler sanki bir gecede yapılmış gibi gelebiliyordu.

Dışarıdan baktığım zaman insanların neden böyle düşündüklerini anlayabiliyorum. İlk albümüm çıktığı zamanı hatırlıyorum da insanlar bir gecede yapılmış olduğunu düşündü. Halbuki yılların emeği vardı. Adanmışlığın bir değeri olmalı, bu işin asıl ateşli yanı bu. Senin müziğini ilk duyduğum zaman veya şu an baktığım zaman, pişmanlık duymayan ve müzik yapmaya aç bir genç görüyorum. Eğlence arayan bir genç, aynı benim 19 yaşlarımda olduğum gibi. Die for my Bitch’ten bugüne nasıl bir gelişim gösterdiğini düşünüyorsun?

Die for my Bitch bir atılımdı, bana gerçekten sesimle oynama ve güven içinde ilerlemek için yol açma şansı verdi.

Anladım, benim de yeni bir albüm yapmamın bu kadar uzun sürmesinin sebebi bu. 1 yıl boyunca sadece yeni sound’u nasıl uygulayacağım hakkında düşünürüm. Aynı şeyleri tekrar tekrar yapamam. Bir şeyin beni heyecanlandırması gerekiyor. Bazen yeni şeyler istediğiniz için sinirlendiğinizi görüyorum.

Çünkü insanlar sen yeni bir şeyler yapmaya başlayana kadar aslında zaten yeni bir şeyler denediğini bilmiyor. Ve yeni bir şey yapamazsan onlar da bu denediklerini anlayamayacak ve sorular sormaya devam edecek. Benim açımdan, herhalde herkes tamamen farklı şeyler denediğimi biliyordur.Bütün olay dengeyi bulmakta. Good Kid M.A.A.D City’nin düşüşe geçtiği zamanı hatırlıyorum. Hayatımın farklı bir dönemindeydim. Ben çoktan Good Kid M.A.A.D City Part 2’yi yapamayacağımı biliyordum. Eğer öyle bir şey yaparsam, bu bayat kaçar. Bu da işin duygusunu kaçırır. Bütün dünyaya o hissi yaşatmalıyım ve sonra bum: To Pimp A Butterfly! Bazıları ölümüne sevdi, bazıları da nefret etti.

Yani, olay her yeni projede kendini şaşırtmakla mı alakalı?

Öyleydi. To Pimp A Butterfly bende böyle olmuştu. Kafamda nasıl bir sound istediğimi planladım ve jazz, blues, hip-hop ile onu inşa ettim. Ama dahası da vardı. Bunu nasıl kafamdaki fikirlerden gerçeğe dökecektim? Sen, ilerleyen yıllarda daha çok kendi hikayeni anlatacağın bir yere evrileceğini düşünüyor musun?

Evet, ancak kendi tarzımla. Hiçbir şeyi alışılagelmiş şekilde yapmak istemiyorum. Eğer doğal bir şeyse o hikaye hakkında bir şarkı yaparım, ama değilse yapmam. Zorlanmış gibi hissedemem. Çünkü, dinleyiciler böyle şeyleri anlayabiliyor. Bunu uzun süre önce öğrendim.

Senin farklı bir hikayen var. Bence birçok insan kendinden bir şeyler bulabilir. O noktaya ne zaman geleceğinle alakalı baskı yapmıyorum, ama geldiğin zaman senin için de bir terapi olacak çünkü ne kadar fazla insana dokunduğunu bileceksin. Bütün bu olaydan dolayı bir hayranın gelip sana “Beni kendimi öldürmekten kurtardın!” demeyecek. Duygusal olarak seni tüketebilir de ödüllendirebilir de, bu oyunun bir parçası. Sonuçta birçok gencin sesisin, aynı zamanda birçok senden büyük insanın da.

Geçen yıldan bu yana büyümeme yardımcı olan tek şeyin küçük mini tur(?) olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlardan önce mini turu yaptım ve kaç kişinin müziği gerçekten önemsediğini gördüm. Bunu görmek ve o tecrübeleri eve getirmek çok önemliydi. Bu deneyimi yaptığım için minnettarım, çünkü o deneyim olmadan bugün olduğum kişi olmazdım. 1 yılımı sadece oturup sıradaki düşünerek geçirdim. Şimdi olayımın yanlış şeylerden uzaklaşmak ve kendimi doğru şeylere, hissetmem gereken şeylere bağlamak olduğunu hissediyorum. Beni üzen pek çok şeyden kendimi uzaklaştıracağım çünkü bununla başa çıkmam gerekmiyormuş gibi hissediyorum.

Farkında olmakla alakalı bu. Ego nasıl çalışmak isterse çalışır, o lanet olasının kendi gibi olmasına izin vermelisin. Bu egodur, bunun farkında olman ve onu olumlu bir şekilde nasıl kullanacağını bilmen gerekir. Şimdi de Los Angeles’a geçişin… Senin o evden diğerine gidişini izledim. Parasız. Şimdi ise finansal olarak kendine bakabiliyor ve destekleyebiliyorsun. Vegas’tan LA’ye gelmek nasıldı ve parasız zamanlardan bugünlere?

Vegas’ta hiçbir şey olmadığını söyleyen bir sürü insan tanıyorum. Ben de bunu tahminen daha önce söylemiştim. Çocukluğumun büyük bölümünü büyükannem ile geçirdiğimi söyleyebilirim. Sadece O ve ben vardım. Ailemin bir filtresi yoktur, o nedenle çabuk büyümen gerekir. Bilmemen gereken şeyleri bilirsin, asla görmemen gereken şeyleri görürsün. Ben O’nunla büyüdüm, o benim en iyi arkadaşımdı. Ben küçük bir çocuktum, o da yüklendiği bütün o finansal yükün stresini istemeden de olsa bana yansıtıyordu. Yine de onun tarafından korunduğumu hissediyordum. LA’e geldiğimde ise çalışmaya gelmiştim. Vegas’tan LA’e geldim ve geri dönmeye niyetim yok. Para bir rahatlık, istikrar.

Büyükannemin öldüğü zamanı hatırlıyorum. 13 yaşındaydım, cenaze ve diğer tüm her şeyi anlamak zordu. Neyseki Compton Morg’u cenazeyi Vegas’tan Compton’a getirmemize izin verdi. Annemin ağladığını ve her şeyi tek başına üstlenmeye çalıştığını hatırlıyorum. Ben de kendi kendime “Bir daha onu bu hâle sokmayacağım.” demiştim. Paraya, aileme gereken düzgün kaynakları sağlayabilecek ve beni eğitebilecek bir araç olarak baktım. Senin durumuna dönecek olursak, buraya taşınmak şöyle bir şey olsa gerek “Ben zaten burada doğdum, ne geri dönmesi?”

Evet, geri döneceğim gibi. Ama nasıl yapılacağını bilmiyordum. Gerçekten okula gideceğimi sanıyordum ama notlarım kötüydü. Zaten zihinsel olarak çoktan kontrol etmiştim.

Bu çok başka bir hikaye. Halanın beni arayıp “Neler oluyor, bu çocuk okula gitmiyor, eve mektuplar geliyor.” dediğini hatırlıyorum. Ben de “Ah evet, bu çocuk burada.” dediğimi hatırlıyorum. Kendimi sorumlu hissetmiştim. İnanılmaz yetenekliydin ama bir şekilde mezun olman gerekiyordu. İşin ortasını bulman gerekiyordu ve bir şekilde işler yürüdü. Bence benim ve Dave Free’in sana saygı duyma sebebi, kararlı ve hedefine ilerleyen biri olman. Bana bizim eski zamanlarımızı hatırlatıyorsun. Ben de senin gibi bir şeylerin içine girmek isterdim. Asla acayip sosyal biri ve Instagram düşkünü olmadın. Bu yüzden biliyorum ki hayranların merak ediyordur: Keem için bir gün nasıl geçiyor?

Mesela Twitter sadece bir şeyden anlamsızca nefret edenler için bir yer, bence çok anlamsız. Evet, Keem için bir gün dedin. Uyanırım, stüdyoya giderim. Zamanım kalırsa arkadaşlarımla oyun oynarım. Sıradaki gün: aynısı. Veya bazen rastgele bir yerlere gidip gezerim. Ama öyle çok da dışarı çıkan birisi değilim. Beni sürekli dışarıda göremezsiniz.Evet bunu görüyorum gerçi. Zamanının büyük bölümünü stüdyoda geçiriyorsun. Bunu söyleyeceğim, benim gördüğüme göre çoğu zaman da yaratıcı işler. Aslında, haydi biraz geçmişe gidelim. Bu ze**i… Önce şunu söyleyeyim: Bir şarkın var ve büyük ihtimalle sıradaki projende olacak, benim de herhalde en sevdiğim şarkılarından biri o. Sürekli olarak açıp “Kahretsin, bu şarkı çok sert. Bu lanet olası şarkıdaki prodüksiyonu kim yapmış?!?” diyorum. Ve bu ze**i de “Senin beat’in.” diyor. Dosyalarıma bakıyorum ve DJ Dahi beat’lerimden bir tanesinin işaretli olduğunu görüyorum, ki ben beat’lerimi işaretlemem. Bu beat ise kırmızı renkte işaretlenmiş.

Evet kırmızıydı, hatırlıyorum. Ben işaretlemiştim. (gülüşmeler)

Ve o beat benim de çok sevdiğim beat ile aynıydı. O andan itibaren senin gerçekten iyi bir kulağın olduğunu anladım.

Evet! Bütün o beat’lerin arasından seçtim.

O benim favori beat’imdi. Unuttum çünkü aslında o beat DAMN.’de olacaktı. Kesinlikle DJ Dahi’nin beat’leri arasında ilk 5’ime girer. Ama senin o beat’i alıp benim bile yapacağımdan daha iyi bir şarkı yapman… Tamam dedim, bu ze**i çok iyi.

O beat’i çaldığımda Die for my Bitch’i bitirdiğimi düşündüm. Sonra da yeni proje üzerinde çalışmaya başladım, yani yakın zamanda çıkacak olan. Ama o beat’i çaldıktan sonra kafamda adeta yeni bir dünya açıldı. Ben de Die for my Bitch üzerinde tekrardan çalışmaya başladım. Şarkıyı bitirdiğimde ise düşündüm ki gerçekten çok iyi oldu. Z**cilerin bana “bu senin şimdiye kadarki en iyi şarkın olabilir” dediklerini hatırlıyorum. Yani bunu duymak güzeldi. Bu şarkı beni Die for my Bitch ile deneysel şeyler yapmaya itti.

Gördün mü, işe yaradı. Ben deli değilim. Yeter ki bir şeylere dokunsun. O zaman sona yaklaşıyoruz. İlerisi hakkında beklentilerin neler?

Duygularımı sevdiğim akorlarla müziğe daha çok yansıtmak istiyorum, çünkü gerçekten sevdiğim ve hissettiğim akorları olan çok fazla şarkım yok. Şu anda denediğim b*kun kendi başına bir hikaye anlatabileceğini hissediyorum.

Müzik yapan bireylerin çoğundan farklı bir kulağa sahip olduğun için, sıfırdan inşa edebildiğinde elinden gelenin en iyisini yapacağını düşünüyorum.

Sınırsız bir oyun alanı. Yeni bir şey denemek, düşmek ya da maymun parmaklıklarının üzerinden geçmek.

Yaratıcı dilinizi anlayan insanlara sahip olmak iyi bir şey. Ben her zaman dile geri dönüyorum ve biz de bu şirketi böyle kurmaya yaklaştık. Aynı dili paylaşıp deneyimleyebilmeli veya başka bir dili öğretebilmelisiniz. Müzik tarafında, pgLang’ın ön saflarında yer aldın. Bu şirketin temsil ettiği şey hakkında kişisel fikrin nedir?

pgLang’i daha meyve veren bir fikir olmadan önce görmüştüm. Nasıl yaratılacağını bilmeseniz bile, bir şeye inanmak sadece küçük bir fikir olarak başlar. Ona inandım, ona bağlı kaldım ve şimdi her şey karşılığını veriyor. Bu yüzden hiçbir fikrin olmadığı zamandan bugüne kadar gördüm. Bu yüzden pgLang bana göre sadakati ve güveni temsil ediyor.

 


Röportajın orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

Emeği Geçenler

Fotoğraflar: Glen Luchford

Moda direktörü: Carlos Nazario

Kendrick Lamar styling: Dianne Garcia

Baby Keem styling: Taylor McNeil

Kendrick Lamar ve Baby Keem’in cilt bakımı: Tasha Reiko Brown (Chanel)

Baby Keem’in bakımı: Shafic Tayara (GETFBN)

Işık direktörü:  Jack Webb

Fotoğraf asistanlığı: Alex de la Hidalga ve Alekzandra Zagozda

Dijital teknisyenlik: Paul Carter

Styling asistanlığı: Raymond Gee, Kristin Brodsky ve Claire Tang

Terzi: Susie Kourinian

Yapımcı: Suzy Kang

Cast: Samuel Ellis Scheinman (DMCASTING)