Genç bir isim olan Fredd‘in müziğini çok uzun olmasa da bir süredir takip ediyorum. Özellikle rap ve rock’ı harmanlamasıyla oldukça ilgimi çekmişti. Son zamanlarda beğendiğim bir başka isim olan GOKO!‘nun beatleri ile Fredd’in yaptığı parçalar, günümüzdeki tek tipleşen piyasaya göre farklı bir noktada konumlanıyor kesinlikle. Dinlerken size gerçekten bir şeyler hissettiren, boş olmayan parçalar ile karşımıza çıkıyor Fredd. Bunu da başarılı rap’inin yanı sıra başarılı vokaliyle sunuyor.

Rapertuar okurlarının da Fredd hakkında bilgi sahibi olması gerektiğini düşündüğümüzden kendisine ulaştım. Bize kendisini ve yaptığı müziği anlatmasını istedim. O da sağ olsun, gayet detaylı biçimde anlattı. Rock ile bağlantısını da sormadan geçmedim.

Buradan sonra tırnak içerisinde okuyacaklarınızı Fredd söyledi, tırnak kapanınca yine ben devreye gireceğim.

Fredd kimdir?

“Asıl adım Mehmet Feyzi. Kastamonu’da doğdum ve Kastamonu’da yaşıyorum. Müziğe olan ilgim çok küçük yaşlarda kaset kaydı yapabildiğim teyp sayesinde yeşerdi. Yeni şeyler keşfetmekten çok hoşlandığım için açlığa dönüşen müzik arayışım birçok tarz ile tanışmama vesile oldu.

Rap müzik ile ara sıra CD doldurttuğum internet kafede tanıştım. İsim hafızam çok zayıf olduğu için o dönem dinlediğim şarkıları hatırlamıyorum ama N.W.A ve B.I.G. dinlediğimi anımsıyorum. İsmini bile bilmediğim bu tarz beni Kral TV ekranlarında Ceza ve Sagopa ile tanıştırdı. Büyük sevinç yaşamıştım anlayabildiğim için. Çok geç yıllarda bilgisayar edindiğim ve derinlikli arayışlar içerisine giremediğim için farklı rapçilerle geç tanıştım. Bilgisayarı olan bir arkadaşım sayesinde Mode XL, Cash Flow, A.P.O, İstanbul Attack, İslamic Force ve Fuat abiyi dinleme şansı yakaladım. Kıytırık bir MP3 edinip içine doldurabildiğim kadar rap müzik doldurdum ve beni daha çok etkileyen tarzın rap müzik olduğuna kanaat getirdim.

da block

Arkadaş çevremle sürekli rap müzik dinliyorduk ya da rap müzik hakkında istişare ediyorduk. Herkesin kendine ait şarkıları vardı onları anlatan ama benim yoktu. Hiçbir şarkıyı onlar kadar benimseyemediğimi fark ettim ve aslında buna sinirlendim. ‘Beni kimse anlatmıyor o halde ben de kendimi anlatırım’ dedim ve 2013-2014 yılları arasında söz yazmaya odaklandım.

Birçok deneme yaptım, aylarca çalıştım ve hâlâ eksiktim. Kendimi ifade edemediğimi düşünerek yoğun bir beslenme süreci geçirdim dinleyerek, okuyarak, çalışarak. En sonunda bir bilgisayar edindim ve artık her şey daha kolaydı, sözlerimi farklı ritimlerin üzerinde tartabilecektim. Tekrar denemeler yapa yapa çeşitli daw’lar keşfederek kulaklık mikrofonumla kayıtlar aldım.

Sözlerim genel anlamda eleştiri yüklü sert sözler içeriyordu. Tahammül sınırımı aşan her olay şarkılarımın konusuydu. İnsanlara fiziksel olarak tepki vermektense sözel olarak kafalarına bunu işlemeyi daha etkili buldum.

Şehrimde birkaç kişinin daha iyi ekipmanlarla kayıt aldığını duydum ve orada kayıt almak istedim. Fakat sorun ücretli kayıt almalarıydı ve bende para yoktu. Arkadaşlarımı bana para vermeleri konusunda kayıt alacağım şarkıyı okuyarak ikna ettim ve o ekipmanlarla bir kayıt alıp ilk şarkımı YouTube’da yayınladım. Kastamonu gibi bir şehirde beklentimden fazla ilgi görmüştü şarkı ve bu sayede de benim gibi rap yapan, bunun için uğraşan insanlarla tanıştım.

Freestyle denemeleri yaptığım sıralar Kastamonu’da freestyle & acapella günü yapılacağı haberi aldım ama utangaçlığımdan ve çeşitli sebeplerden dolayı katılamadım. İkincisi olacağının haberini aldığımda katılmam gerektiğini düşündüm ve katıldım. Freestyle’ı düzenleyen kişi dahil katılan herkesle kapıştım ve kazandım. Bu olay, şehirde rap müzik adına bana katkı sağlamıştı.

Durağan geçen 1-2 senenin ardından Kastamonu’ya okul için gelen Arcey ile tanıştım. Müziği ve karakteri çok dikkatimi çekti ve onunla tanışma fırsatı kovaladım. Vakit oldukça müzik hakkında ve diğer konular hakkında ona danıştım, danışmaya da devam ediyorum. Ondan birçok konuda ders aldım diyebilirim. 4 yıl içerisinde öğretileriyle müziğime yön verdi ve ona bundan dolayı ne kadar teşekkür etsem azdır.

2019 yılında Twitter’da Hayki‘nin yeni label açıp gençlere kolektif bir ortam sunacağı tweetini gördüm. Sözlerini samimi bulduğum, kalemini sağlam gördüğüm bir MC olduğu için ‘Netice Ne ki?’ isimli şarkımı Unique mail adresine yolladım. Ertesi gün Hayki’den geri dönüş aldım ve Unique label’ına katıldım. Çalışmalarımı şu an Unique label’ı üzerinden sürdürüyorum.

Mayıs ayı içerisinde Sonu Yok isimli şarkıyı Eb ile hazırladık ve vibe’ı çok hoşumuza gitti. Şarkıda değindiklerim iki verse’den daha fazlasını söylemem gerektiğini hissettirdi ve EP yapma kararı aldım. GOKO! ile Eb bu konuda bana çok yardım etti, onlara hayatım boyunca teşekkürü borç bilirim. EP’deki tüm şarkıların mix & mastering işlemlerini ve üç şarkının alt yapısını GOKO! üstlendi. Anlatmak istediklerimi hangi tarzda daha iyi ifade edeceğimden, dinlenebilirliğine kadar GOKO!’dan tüyolar aldım. Konsept olarak dibe dönüş ve yeniden doğumu ele aldığım için isim seçme konusunda albümün tüm görsel işlemlerini üstlenen Tarık Aynagöz’le uzun istişareler sonucu Valhalla isminde ortak sonuca vardık.

Albüme genel olarak farklı tarzlar işleyip her kesimden dinleyiciye dokunma düşüncesiyle başladığımız için bu konuda iyi bir başarı elde ettiğimizi düşünüyorum. Noir ve Yeniden Doğdum Türkiye bazında tarz olarak çok girişilen türler olmadığından girişmek istedik. İstediklerimi her şarkıda içime sinerek anlatabildiğimi düşündüğüm için bu konuda da sağlam adımlar attığımızı görmek beni albüm sonunda mutlu etti.

Rock müziğe olan ilgim ise Erkin Koray ile başladı. İnsanların kaçtığı tüm gerçekleri Erkin Koray dinlerken iliklerime kadar hissediyorum ve bu beni derin bir denize dönüştürüyor. Gitarın her çeşidini, tonlarını çok sevdiğim için gitarlı bir altyapı da sonu gelmeyecek hikayeler oluşuyor aklımda. Bütün duyguları aynı anda hissettiren eşsiz bir dokunuş gibi.

Vokalimi 1-2 sene evvel önce keşfetmeye başladığım için sürekli akustik denemeler yaptım kendimce. Hoşuma gitmeye başladı ve ‘Neden böyle bir şarkı yayınlamayayım?’ diye sordum kendime. Valhalla albümünde GOKO!’nun yönlendirmeleriyle Yeniden Doğdum şarkısına giriştik. Bana örnek olarak bir altyapı gönderdi ve anında aklıma birçok şey canlandı. Neyi anlatmam gerektiğinde kararsız kalmıştım, onun dışında her şey hazırdı kafamda. Karar verme aşaması geçtikten sonra kendi içimde duygusal anlar yaşadım ve şarkı yarım saat içerisinde oluştu. Hemen Gökberk ile paylaştım ve kesinlikle yapmamız gerektiğini düşündük. Sizi herhangi bir olaydan sıyırıp motive etmeye çalışan arkadaş niteliğinde diyebilirim.

Eb ile yapmış olduğumuz 99 isimli şarkı diskografimde rock sound’lara da yer vereceğime işaret diyebiliriz.

Fredd bu sıralar ne yapıyor? Çeşitli single’lar, sürpriz isimler, 3 adet EP ve daha niceleri üzerine çalışıyorum. Gelecek adına planladığım her şeyin temelleri kafamda oturdu ve emin adımlarla ilerlemek, kendi çizgimi yaratmak adına çabalıyorum.

Rapertuar ekibine, sizlerle iletişime geçmemi sağladığı için teşekkür ederim. Müzikle kalın 🙏🏿”

 

Kişisel Görüş

Ben, Fredd‘i Valhalla EP’si ile keşfetmiştim. O EP’de özellikle Vakit Dar ve Yeniden Doğdum parçaları beni çok etkilemişti gerçekten çünkü Türkiye’de böyle isimlere sık rastlayamıyoruz. Farklı türlerin rap ile harmanlanmasının beraberinde linç getirdiği piyasamızda zaten böyle şeyler denemek, cesaret timsali. Fredd’e baktığımız zaman genç yaşına rağmen bu riski alıyor ve hem vokali hem de yer yer hızlı flow’u ile bize farklı bir deneyim sunuyor. GOKO!‘nun beat’leri de Fredd’in yapmak istedikleri ile aynı noktada buluşuyor ve iyi bir uyum yakaladıkları aşikâr. Fredd’e kesinlikle bir şans vermenizi tavsiye ediyorum. Zaten anlamışsınızdır, ben Fredd’in en çok rock füzyonlu parçalarını seviyorum. Tabii her parçası bu şekilde değil ancak genelde vokalini öne çıkardığını söyleyebiliriz.

Fredd’in delivery anlamında daha çeşitli olması gerektiğini düşünüyorum. Evet, piyasadan farklı şarkılar yapıyor ama kendi kariyeri içinde baktığımız zaman aynı gibi geldiğini söyleyebilirim bazı parçalarının. Eğer tekrara düşmezse, geleceği parlak görünüyor.

Son olarak kendisinin en sevdiğim şarkısı olan Vakit Dar‘ın müzik videosunu da buraya bırakarak içeriği sonlandırıyorum: