Türkiye müzik piyasasının güncel durumunu kabaca ele aldığımız zaman ortaya çıkan durum şu: Rock maalesef bitmeye yüz tuttu. Duman, Mor ve Ötesi vb. gruplar zaten uzun süredir yeni bir müzik ortaya koymadan konserlerine devam ediyorlardı. Pandemiyle beraber konserler de olmayınca hiç ortalıkta görünmez oldular.

Arabesk, Türk sanat müziği gibi dallara girmiyorum bile, onlar zaten tamamen eski tabanlı gidiyor. Pop müzik ise kalitesi tartışılır tabii ki ama tepede duruyor. Ancak artmıyor, azalmıyor. Sabit yani. İvmesini arttırarak devam eden 2 tür kalıyor geriye: Türkçe rap ve alternatif rock. Bugün bu iki türün ilişkisini konuşacağız.

Alternatif rock konusunda aman aman bilgili olmadığımı söylemem lazım öncelikle. Alternatif müzik olarak da geçiyor bildiğim kadarıyla. Yüzyüzeyken Konuşuruz, Büyük Ev Ablukada gibi gruplar ile Cem Adrian gibi sanatçılar geliyor benim aklıma, bahsetmek istediğim de tam olarak bu ve benzeri oluşumlar.

Farkında mısın bilmem ama Türkçe rap ile alternatif müziğin/rock’ın çok güzel, organik bir ilişkisi var. Çok sert olmayan drum’lar ve kick’ler kullanıyor genelde alternatif müzik grupları/sanatçıları. Bu da özellikle işin biraz daha müzikal kısmında bulunmayı seven rapçiler ile harmonik bir birliktelik kurmalarına yardım ediyor.

Eskiden de böyle düetlere şahit oluyorduk ama sanırım artması için Türkçe rap icra edenlerin biraz daha işin müzikalitesini de ele alması ve tabii ki alternatif rock/müzik yapanların da ara sokak barlarından çıkıp festivallere gelmesi gerekiyordu. Yoksa mesela Ceza’nın 2007 yılındaki albümü Yerli Plaka’da Sezen Aksu düeti vardı herkesin bildiği gibi. Tam olarak birazdan örneklendireceğim düetler gibi olmasa da benzetilebilir bence.

da block

Kendi adıma bahsettiğim Türkçe rap/alternatif rock birlikteliklerinden en sevdiğim olanı ile başlamak istiyorum.

 

Büyük Ev Ablukada zaten severek takip ettiğim bir grup, Ezhel’i söylemeye bile gerek yok. Grubun solisti Bartu Küçükçağlayan ile Ezhel’in arası iyiydi zaten, doğal olarak böyle güzel bir çıktı ortaya. Çok underrated kalmış bir şarkı olduğu kanısındayım.

 

Deluxe versiyonun normal halinden daha güzel olduğu ender albümlerdendi METFLIX. Deluxe’ta yer alan şarkılardan biri de Kaan Boşnak düetli Bu Sefer Başka şarkısıydı. Kaan Boşnak’ın açıp chill şekilde devam ettiği şarkıyı, Metth de aldığı gibi devam ettiriyor.

 

Kaan Boşnak demişken oradan devam edelim. Sansar Salvo’nun son dönemde kendini çok bozduğunu düşünüyorum. O dönemden önceki son iyi şarkılarından biri. Burada da ‘aç arkadan çalsın’ gibi bir durum var. Baştan beri bahsettiğim birlikteliğin çok iyi örneklerinden.

 

Gazapizm zaten alternatif müzik ile çok içli dışlı bir rapçi. Cem Adrian ile yaptığı düetlerden sadece bir tanesi. Cem Adrian’ın da rap ile ilişkisi günden güne derinleşiyor. Yakında Şehinşah’ın Dön Dünya isimli şarkısına da eşlik edecek.

 

Geliyoruz Anıl Piyancı’ya! O da alternatif işler denemeyi seven bir isim. Zeynep Bastık ile yaptığı Bırakman Doğru Mu şarkısı mesela. Yakın zamanda ikincisinin de gelecek zaten. Şarkı çıkalı 1.5 yıla yakın bir süre olmuş. Çok da iyi yerlere geldi o günden beri.

 

Anıl Piyancı’dan devam ediyoruz. Yeşil Oda bünyesine de kattığı Perdenin Ardındakiler grubu ile yaptıkları Yağmurlar isimli bu düet de buraya koyulabilecek şarkılardan. Çok tuttuğum bir şarkı değil ama yine de fena değil.

 

Alternatif müziğin güçlü ismi Emir Can İğrek ile Patron’un düeti Darbe de örnek gösterilebilecek şarkılardan. Patron zaten duygusal şarkılarıyla da ara ara karşımıza çıkan bir isim. Çok bana hitap eden bir iş değildi ancak yine de alıcısı var kendince.

 

Show TV’de yayınlanan Çukur dizisinin de etkisiyle büyük bir kitleye ulaşan bu şarkı da bu içerikte bahsedilmesi gereken işlerden. Her ne kadar genel anlamda slow gitse de No. 1 ile Melek Mosso’nun konumları, icra ettikler müzikler ve harika uyumları buraya alınmalarını gerektiriyor diye düşünüyorum.

 

Özetle; Türkçe rap ile alternatif rock/müzik arasında çok güzel devam eden bir uyum var. Örnekler arttırabilir ama çok da uzatmadan bitireyim yazıyı. Ben bu şarkıları sıra sıra dinlemeye gidiyorum, yazıyı okuyanlara da -seviyorlarsa- bir fincan kahve eşliğinde aynısını tavsiye ediyorum.