HIGH HERO ile RÖPORTAJ! “Ben, sen, biz biliyoruz ki GRAFFITI bir sanat.”

Rapertuar olarak hip-hop’ın farklı alanlarında kendi sanatlarını icra eden isimler ile sizleri buluşturmaya devam ediyoruz.

Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz röportajlarımızın bugünkü konuğu graffiti sanatçısı High Hero.

 

Rapertuar: Öncelikle, şu anki hayatından memnun musun?

High Hero: Sen hayatı seversen bu hayatta seni sever.

High Hero kimdir? Graffiti sanatçısı kimliğinin dışında High Hero kimdir, neler yapar?

1990 doğumluyum. Selanik göçmeniyiz. Trakya’da küçük bir köyde dünyaya geldim. Çizim yapmaya 5 yaşında bir gecekondunun bahçesinde oyun olarak başladım. İlkokul, ortaokul ve lise sürecinde kitapların arka sayfalarını karalayan yaramaz bir öğrenciydim. Bu yüzden çoğu kez disipline verildim. Babam bir balıkçıydı. 2001 yılında babamın ölümünün ardından graffiti ile tanışmam çok da uzun sürmedi. O sene köyümüze taşınan Rtn isimli bir graffiti sanatçısı ben köy meydanında bir taş üstünde oturmuş bir şeyler karalarken yanıma geldi ve “Graffiti’yi biliyor musun?” diyerek beni o karanlık sene çok renkli bir dünyanın içine çekti. “Hero” kahraman demektir, yiğit demektir. İngilizce bir sözlükten “yiğit” ne diye baktım ve Hero’yu buldum, hoşuma da gitti. Çok küçüktüm 2001 yılıydı, tüm dünyanın beni bilmesini 11 yaşında istemiştim. Graffiti bana bir ümit ve ışık olmuştu ve daha sonra hayatıma yön vermeye başladı. Ben de buna uyum sağladım. 2015 yılında Hero isminin bir marka gibi bilinir olmasını istedim ve bir soy isim gibi olan High’ı ismime ekledim. Hep kendi yolumdan gitmek istedim. 7-8 yaşlarında ormanda yakalamaya çalıştığım, oynamak için peşinden koştuğum yabani tavşanları belki de asla yakalayamadığım için sanatımın bir parçası olmasını istedim. Küçük yaşlarda ormanın içine kaçan o tavşanın ardından uzaklara bakar, “acaba orda daha neler var?” deyip merak ederdim. Şimdiyse 30 yaşındayım, bu galaksiye bakıyorum ve halen içimden şunu diyorum: “Acaba bu evrende çizilmeye değer daha neler var?”

Güncel devam edelim. Son olarak SuperStep ile çalışıp House of SuperStep’te icra ettin sanatını. Nasıl geçti bu işbirliği?

SuperStep ile güzel işlere imzalar atıyoruz. Sebebi SuperStep’in vizyonu ve sanata olan bakış açısı. SuperStep denildiğinde ilk aklıma gelenler çevreci, doğa ve insansever bir topluluk olması ve aynı zamanda sanatsal bir çerçeveden dünyaya bakmasıdır. Bana ve birçok sanatçıya katkısı çok büyüktür.

Legal graffiti yapmak için izin nereden ve nasıl alınıyor? Bu izni alırken ne gibi koşullar masada oluyor?

Boş duvar gördüğümde sahibine ulaşıp işlerimi gösteriyorum. Legal çalışma yapacağım yerler de bu böyle oluyor. %50 olumlu cevap alıyorum.

Graffiti sanatına nasıl merak sardın ve bu dalda idol aldığın isimler var mı?

Aslında bu soruya soru 2’de cevap verdim. Ama idol aldığım sanatçılar graffiticiler dışında daha çok Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Keith Haring gibi sanatçılardır. Karakter olarak kendimi daha çok Michelangelo’ya benzetirim. İşlerimiz çok benzemese de onu kendime çok yakın hissediyorum.

Maalesef dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde graffiti sanatçıları yanlış anlaşılıp birtakım sorunlarla karşılaşabiliyor. Sen ne gibi sorunlarla boğuştun bugüne dek?

Cahil bi’ topluluğun içinde sanat yapma çabam beni satanist ve terörist gibi tepkilere maruz bıraktı ama ben Atatürk’ü seven, aynı zamanda da Selanik’ten buraya göçeden biriyim. Öldürmeyen şey güçlendiriyor.

Türkiye’nin her şehrine tavşan çizdiğini biliyoruz. Tavşan sevgin nereden geliyor?

Yaşadığım köyde, dağ elması ve dağ çileği toplamak için köyün dışına, ormana doğru giderdik. 7-8 yaşlarında karşıma beyaz bir tavşan çıkmıştı sonra da hemen kaçmıştı, sanırım ordan geliyor bu sevgi. O gün yakalayamadığım o tavşanı bugün insanlar yakalayamıyor. Zamanı dolduğunda çizdiğim tavşanların ya eskiyip boyası dökülüyor ya da üstü boyanıyor. Kendi kendini yok ediyor. Bir nevi kaçıyor.

Önceki soruyla bağlı olarak; Türkiye’nin 81 iline de High Hero olarak bir iz bıraktığını biliyoruz. Bunu en başından planlayarak mı gerçekleştirdin ve bu maratonu dünyanın kalanına nasıl taşımayı düşünüyorsun?

Aslında 8-9 yıl önce bir GSM firmasında çalışıyordum. Tüm illere, bölgelere çalışmaya gidiyordum. Yeri geliyor Urfa’nın en ücra köyünde ya da Karadeniz’in en yüksek dağlarında çalışıyordum. Zaten bir graffiticiyseniz cenazeye veya düğüne bile gitseniz cebinizde bir marker bulunur. Dünyanın neresine gidersem gideyim boyalar ve kalemler hep yanımda olacaktır.

2021 yılına gelmiş olmamıza rağmen graffiti hâlâ birçok kişinin gözünde sanat değil de ‘duvara resim çizmek’ olarak görülüyor. Bu konuda neler söylemek istersin?

Ben, sen, biz biliyoruz ki Graffiti bir sanat. O ve onlar anlamadıkları şeyleri anlamlandırmakta zorlanıyorlar.

Graffiti ile hayat idame ettiriliyor mu? Ettirilmiyorsa ek gelir için ne gibi yollara başvuruyorsun?

Ben sanata 5 yaşında oyun olarak başladım. Graffiti’ye ise 11 yaşında. Hiç para kazanacağımı düşünmezdim ama 8 senedir geçimimi graffiti ile sağlıyorum.

En içine sinerek yaptığın çalışma hangisiydi?

Kadıköy Mado’da bir kız meslek lisesi duvarına yaptığım Nobel barış ödüllü Malala Yousafzai’nin portresi.

High Hero’nun elinden Nobel barış ödüllü Malala Yousafzai’nin portresi

Bir graffiti sanatçısı gözünden rap piyasasını da merak ediyoruz açıkçası. Türkçe Rap, eskisine göre çok daha iyi yerlere gelse de hala büyük bir üretim ve bilinçli dinleyici kitlesi gibi sorunları olduğu görüşündeyiz. Senin bu konuda düşüncelerin nelerdir?

Lise yılları Rap ve Hip-hop diyince insanlar bakakalırdı, hiçbir şey anlamazlardı. Ben 3000 kişilik bir okulda Sagopa ve Ceza’nın şarkılarını kürsüde şiir olarak okurdum ve hocalar bunu yazan şair kim diye sorduklarında onlara “bunlar rap sanatçılarının şarkıları” derdim. Bugün Hip-hop’un bu kadar biliniyor olması beni çok gururlandırıyor. O zaman azınlık ve daha çok bilinçli bir kitleye hitap ediyordu. Şu an çok popüler olması, anlayıp anlamadan hayatlarına sokmasına sebep oldu ve bu yüzden sırf popüler diye bir çok kişinin hayatında rap var oldu. Bu da rapçilerin anti popülist yoldan çıkmalarına, daha çok popülariteyi kovalamalarına sebep oldu. Birçok kişi karakterini ve sanatını zedeledi. Özünden uzaklaştı, savunduğu ve tutunduğu dalı keser oldu. Ama hala gerçek anlamda kültürüne sahip çıkan birçok rapper var ve onlara çok büyük bir saygı duyuyorum.

Bu işe yeni başlamak isteyen genç arkadaşlar için ne gibi tavsiyelerin olur?

Çok aceleci ve sabırsızlar. Graffiti de son derece sabır ve zaman isteyen bir alan. Herkes koşar yoldan bir yere varmak istiyor ama bu imkansız. Sıkılıp bırakıyorlar. Aslında tam bir şeyler başarmaya başladıkları o vakitte. Pes etmeye en yakın zamanda başarıya daha da yakınsınız. Bunu asla unutmayın.

Eline spreyleri alıp duvarlara saçma sapan yazı yazan insanlar sence graffiti kültürüne zarar veriyor mu?

Eline sprey alan ve saçma sapan işler yapan insanların kültüre değil daha çok kendilerine saygıları yoktur. Kendini seven sanatını da sever.

Kısa ve uzun vadede ne gibi hedeflerin var?

Bir sürü planım, hayalim var ama bunlar gerçekleşmeden çok dillendirmek istemiyorum. Tavşan dağa tekrar kaçıyor ve ben biraz farklı çizimlerle oyunda yerimi almak istiyorum.

Bu sıralar en çok dinlediğin 3 şarkı veya albümü öğrenebilir miyiz?

Şehinşah – Samanyolu, VeYasin – Baksen ve UZI – Makina

Son olarak, daha önce hiçbir yerde bahsetmediğin, bu röportaja özel bir bilgi verme şansın var mı?

Şunu söyleyebilirim ki tavşan yapmayı bırakıyorum artık. Bu röportaj, tavşanlarla alakalı konuştuğum son röportaj oldu. Artık yeni şeylere yer vermenin zamanı.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki İçerik

JEFE ile P.A.$$$.A albümü üzerine söyleşi: Albümle ilgili tüm detaylar!

Sonraki İçerik

DA POET'in yeni albümü KENDİNİ BUL nasıl olmuş? (Albüm İncelemesi)

İlgili İçerikler